ben geldim. bir youtube videosu izlerken blog konusu açılınca benim de bir blogum olduğu aklıma geldi. ertelediğim birçok şey gibi bunu da ertelememek için hemen girdim baktım ne durumdayım... ne durumdaymışım tam 6 ay öncesi. aşırı depresif birkaç yazı.. bence çok çok daha iyiyim. o zamanlar bu kadar depresif olduğumun farkındaydım sanırım. iyiliğin, huzurun verdiği yanıltıcı havayla 6 ay öncesini unutmuşum bile. son yazımdan bu yana tezimi tam bunla verdim... işe girdim ve sonrasında mezun oldum.. kendi bildiğim yollarla iş hayatıma girdim. en mükemmeli değil ama varoluşu bile bir mucize ve başarı diyebilirim. ŞÜKÜR. 4 ay oldu işe gireli. 3 ay oldu mezun olalı. kep bile attım. onun üzerinden de yaklaşık 10 gün geçti. bunalıyorum pes etmek mi olur diye düşündüğüm zamanlar da oluyor ama hala tatmin olmak için yanıp tutuşuyorum. yineleyeyim ŞÜKÜR ekonomik bağımsızlık henüz hak getire bu arada. ama nys halledicem!!! sahi aklıma gelmişken... bundan bir önceki ingilizce yazıyı neden v...
aslında isteğim sevdiğim şeylerden bahsetmekti ancak sevdiğim şeyleri düşünmeye, onlar hakkında bir şeyler yazmaya güç bulamadım. ne bildiğim tek şey ne yapmak istemediğim. üstteki iki cümleyi yazalı tam iki ay geçmiş hatta iki ayı da geçmiş... artık beni haftanın -yolda geçirdiğim zamanla beraber- altmış dokuz saati esir alan bir işim yok. işsizliğimin ve haftada altmış dokuz saatimin bana kalışının on birinci gününde bazı şeyler daha çok kafama dank etmeye başladı. sevdiğim şeyleri düşünüyorum. sevdiğim şeylerden bahsetmek için başladığım bu yolda sanırım kendimi sarsıp, kafamı tamamen bunu düşünmeye vermedim. fakat bu yoğunluğum yirmi iki yıllık hayatımın sadece ufak bir kısmında vardı. peki ben daha öncesinde ne yapıyordum? evet sorumluluklarım vardı. evde ilgilenmem gereken işler, göz kulak olmam gereken bir küçüğüm ve ilgilenmem gereken büyüklerim vardı. bir de ben vardım. yalnız kalmaya ihtiyaç duyan bir ruhum vardı. yalnız kalmak istediğim zamanlarda genelde hiçbir şey yap...
Yorumlar
Yorum Gönder